Kendi adıma...

Merhaba. Ben Safiye Güven bankacı bir baba ve ev hanımı bir anneden bugün doğum günüm olan 7 Temmuz 1991 yılında dünyaya geldim. Anne ve babamın yıllarca arzuladığı,evlatları olabilmesi için tedaviler görüp büyük uğraşlar verdiği yıllar üzerine bir gün ansızın haberdar ettim onları ve 9 ay sonra kucaklarındaydım. Evlat hasretleri dinmemiş olacak ki ben doğduktan 2 ay sonra bir evlat müjdesine daha kavuştular ,9 ay sonra o da aramıza katıldı. Annem için çok zor olduğunu düşünsenizde 5 yılı bir çocuk dünyaya getirmekle geçen bir anne için onları büyütmek hiç de zor değil , dünyanın en zevkli işiydi. Seve seve el bebek gül bebek büyüttü bizleri.Derken göz açıp kapayana kadar yıllar gecti. 4 buçuk yaşımdaydım babam artık eve gelmiyordu hatta annemde arada anneanneme bırakıp gelmiyordu. Meğer olay hiç de öyle düşündüğünüz gibi değilmiş. Evimize dönmüştük kalabalıktı. Amcamın kızı ''Baban geldi aşağıda ama sessiz olman gerekli'' dedi. Odaya girdiğimde babamın üzerinde bir battaniye... Beyaz bir battaniye.. ''ŞŞt sessiz olmalısın baban uyuyuor '' dediler babamı öptüm, sarıldım, yanaklarına vurdum '' Babaa kalk '' ama gülmedi ve uyanmadı. Babamı son görüşümdü.Mide kanseriydi çok tedaviler görmüş ama malesef yenemiş...
Annem artık babaydı da aynı zamanda. 2 küçük çocukla tek başına hayat mücadelesi verecekti. Hep bizim başarılı olmamızı, örnek olmamızı, meslek sahibi olmamızı istiyordu. Bizim için her yere koşturdu. Maddi zorluklar yaşamadık ama manevi olarak bacasız bir evdik ve eksikliğini her zaman yaşadık.
Çok başarılı bir öğrenciydim.Hedeflerim büyüktü. Fakat üniversiteye giriş sınavında sınav esnasında arkamda sürekli kalemiyle ses çıkaran bir kız öğrenci yüzünden hayatımın rotası değişti. Konsantrem bozulmuştu ve kendimi toparlamam uzun zaman aldı. Hiç bir bölüme yerleşemeyeceğimi varsayarken Antalya' da kolejde okuyan kardeşimin yanına Akdeniz Üniversitesi  Sınıf Öğretmenliği bölümüne 9. sıradan yerleştim. 4 yıl boyunca mesleğim konusunda pek de umutlu değildim. Bitirince ne olacak? Atanacak mıyım atanamayıp akrabaların diline mi düşecektim. Öyle ya !Her öğretmenin yaşadığı sıkıntılar.
Annem gibi güçlü ve çalışkan bir kadının kızı olmak kolay değil. Üniversite okurken çalışıp para kazandım, boş durmak asla bana göre değildi. Yaptığım işler ise öğretmenlikle alakasız ama insanları çok iyi gözlemleyip hayatı tanımama yardımcı olan işlerdi. Anketörlük, kasiyerlik, garsonluk, sekreterlik, su arıtma satış görevliliği vs. 12 saat boyunca çalışıp ayaklarımdan dizlerime kadar morarması , 200 kişiyle görüşüp 200 anket doldurduktan sonra paramın verilmemesi, garsonken pis ellerinle bir cocuk sevmenin incitici bedeli ve daha niceleri... İyiki yaşadığım dediğim günler, o günleri yaşamasaydım bu günlerin kıymetini bilip mutlu olabilir miydim? Budala bir insan gibi o insanların neler yaşayabileceğini tahmin edebilir miydim?

Kesinlikle Kpss'yi kazanmalıydım. Hizmet sektörü bana göre değildi. Üniverste 3. sınıfta 4. sınıfın derslerini üstten aldım ki 4. sınıfta tamamen Kpss'ye konsantre olabileyim. Aynı zamanda dershane paramı da kendim biriktirip ödedim. Artık hazırdım. Düzgün bir motivasyonla doğru bir çalışma yöntemiyle mezun olur olmaz 88 puanla mesleğime kavuştum. Dershaneye ödediğim para o kadar bereketliymiş ki o dershane bana hem mesleğimi verdi hem de çocuğumun babası biricik eşimi...
İlk görev yerim Bingöl Karlıova oldu. Teröristlerin hendekler kazdığı, tüfeklerin sırtta gezdiği poşulu adamların gezdiği bir yer korkutucu olabilir ama bir yeri ancak bu kadar sevebilirdim halen öğrencilerimi düşündüğümde burnumun direği sızlar. Üniversteye giriş sınavında arkamda oturan kızı hatırlıyor musunuz? Meğer o kıza dua etmeliymişim. Mesleğimi çok seviyorum.Küçük bedenlere yararlı olabilmek, bir çocuğun kalbine dokunabilmek kusursuz bir mutluluk...
Bingöl Karlıova'dan evlenip eş durumuyla Konya Derebucak'ta 2 yıl görev yaptım. Sonra eşimin babasının sağlık durumu sebebiyle sağlık özründen Antalya Döşemealtı Toki ilkokulu... O sene hayatımın mucizesi oğlumu da kucağıma aldım. Şu an 1 buçuk yaşında. Her günümüz onun için, artık onun daha iyi bir birey olabilmesi için neler yapabiliriz kaygımız o. Umarım iyi bir gelecek onu bekliyordur. Zira anne ve baba olarak elimizden geleni yapıyoruz.
27 yıllık Safiye Güven kısaca bu kadar ... Hepinize okuduğunuz için teşekkür ederim...



Yorumlar